Nurdan Arca Blog
Time Piece Gösteriminden İlk İzlenimler Türkiye'den ve ABD'den belgeselcilerin ortak yapımı ZAMAN PARÇASI'nın ilk gösterimi..
Belgeselimizin ilk gösterimi 9. Nisan.2006 pazar günü Full Frame Belgesel Film Festivali'nde yapıldı.,ABD'nin Kuzey Carolina eyaletinin Durham kentindeki festivale Türkiye'den sadece ben gidebilmiştim. Full Frame Belgesel Film Festivali (Tam Çerçeve-Kadraj diye Türkçe'ye çevrilebilir) 8 yıldır yapılıyordu. ABD'deki en kapsamlı büyük ve en muhalif Belgesel Film Festivaliydi.
Film Festival'inin ödül töreninin yapılacağı son günüydü.
O sabah saat 9 da Türkiyeden 6 belgeselci ve ABD'den 6 belgeselci eşleşerek, birbirimizle haberleşmeden yaptığımız,
konusu "Zaman" olan belgesel filmlerin birleştirilmesiyle oluşturulan 110 dakikalık "Zaman Parçası" ("Time Piece") adlı belgeselinin seyircilerle birlikte yapılacak ilk gösterimindeydik. Belgeselimizi ilk kez görecektim.
Pazar sabahı saat 9.00 da kim sinemaya gider diye düşünürken 1000 kişilik Carolina Theatre'ın neredeyse dolduğunu görünce çok şaşırdım. Festivalin yapıldığı Durham kenti ABD'nin Silikon Vadisine eşdeğer bir yüksek teknoloji bölgesiydi. Orada yaşayan ve teknolojik işlerde çalışan başarılı Türk'ler de gösterime gelmişti.
Heyecanım doruktaydı. Önce malum teşekkür konuşmasından sonra film başladı. 110 dakika nasıl hızlı geçti ve film ne zaman bitti anlamadım derken bir alkış koptu ve kendimi soru cevap bölümü için sahnede buldum. Sorular ve yanıtlar yarım saatten fazla sürdü, bitmek bilmedi. Bir sonraki filmin gösterimi için salondan kovulana dek sürdü.
Soru yanıt bölümünde birlikte çalıştığımız belgeselcilerin filmimiz hakkındaki görüşlerini de öğrendim. Ünlü yönetmen Spike Lee'nin belgesellerinin kurgusunu yapan, New York Üniversitesinde sinema da öğreten ünlü Afrikalı Amerikalı sinemacı Sam Pollard "Zaman Parçası" filminde Türklerin ve Amerikalıların bu belgeselde ayni konulara çok farklı biçimlerde yaklaştıklarını söylüyordu:
Sam Pollard; "Biz kahramalara odaklanıyoruz oysa siz daha büyük resmi arka planıyla birlikte görüyorsunuz. Yani biz bir orkestrayı çekerken sadece solisti mükemmel olarak görüyoruz oysa siz orkestra'nin bütününe, arkadakilere de bakıyorsunuz" diyordu.
"Zaman Parçası" filminde bir günü altı farklı zamanda ele almıştık.
Yapımcılarımız bir günü 6 parçaya bölmüşlerdi; şafak-sabah-öğle-öğleden sonra-akşam-gece..
12 belgeselciyi bu zaman parçalarında bir Türk, bir Amerikalı olarak eşleştirdiler: Her birimiz, birimiz ABD'de birimiz Türkiye'de olmak üzere, bu 6 farklı zaman dilimini anlatan 7-9 dakikalik kısa filmler çektik. Yapımcılarımız tarafından bu filmlerin birleştirildi ve 110 dakikalık "Zaman Parçası" ortaya çiktı.
Benim şansıma, payıma ögle vakti düşmüştü ve benimle ayni konuda çalışacak ABD'li ortağım New York'lu belgeselci Lynda Goode Bryant idi. Filmlerimizi her birimiz tek başımıza, hiç haberleşmeden yaptık.
Türkiye'den Nurdan Arca, Mustafa Ünlü, Şehbal Şenyurt, Ersan Ocak, Murat Özdemir, Özgür Arık altı belgeselciydik.
ABD'li sinemacı ortaklarımız ise şimdi soyadlarını hatırlayamadığım, Ethel ….., Alex …….. , Nathaniel Kahn, Linda Bryant, Sam Pollard ve Albert Maysels idi.
Belgeselde doğrudan sinemanin (direct cinema-cinema verite) büyük ustası Albert Maysels'la yaptığım söyleşi'yi web sayfamda bulacaksınız. (Kayıttaki gürültüleri azalttığın için teşekkürler Özgür!)
Albert Maysels söyleşimiz sırasında Istanbul'da belgeselcilere bir Master Class vermesi önerimi kabul etmişti.
"Zaman Parçası" belgeselinin 2006 Ekim'inde Istanbul'da 1001 Belgesel Film festivalindeki gösterisine katılmak için birlikte çalıştığımız ABD'li belgeselcilerin çoğu Istanbul'a geldiler.
Maysels o yıl festivale gelemedi ama Sam Pollard geldi. New York Üniversitesinde sinema ve kurgu dersi veren Sam Pollard ile Bahçeşehir Üniversitesi'nde belgeselde kurgu" üzerine muhteşem bir master class yaptık. Sam Pollard o günlerde Spike Lee ile birlikte çalışıyordu. Master Class'da üzerinde çalıştığı New Orleans'daki sel felaketini belgeleyen 4 saatlik "When the levies broke" (setler yıkılınca) filminden örnekler verdi.
Full Frame 2006 belgesel sinema dünyasının en yüce forumlarından biri olarak üç gün dolu dizgin sürdü. Birbirinden seçme ve muhteşem film programı mı, sayısız soru-cevap söyleşileri mi, master class'lar ve paneller mi hangi birini anlatsam? Siz en iyisi web-sayfasına bir göz atın. Ingilizce de olsa filmleri ve olayları taniyacaksınız.
Festivalin açılış filmi neydi ve kimindi dersiniz? O yıl Sydney Pollack'in yönettiği mimar Frank Gehry'nin bir belgesel portresiyle açıldı Full Frame Festivali. Koskoca Sydney Pollack "Ben hayatımda hiç belgesel yapmadım, mimariden de hiç anlamam" demesine rağmen gene çok içten bir filmle ve bizzat ordaydı. Hatta yönetmenler lokalinde ayni masada küçük bir sohbetimiz bile oldu.
Festivalin ödül töreni bizim Time Piece belgeselimizin gösterildiği günün akşamında yapıldı. "Sinema'nin hali zaten belli, ne Televizyondan, ne gazetelerden, dergilerden öğrenemediğimiz şeyi, yani gerçeği artık yalnız sizlerden, yani belgesellerden öğrenebiliyoruz. Sakın belgeselcilikten vazgeçmeyin. Lütfen devam edin."
Ünlü Hollywood yıldızı Danny De Vito bu sözleri en büyük ödüllerden birini James Longley'in Parçalanan ırak (Iraq in Fragments) filmine verirken söyledi. Bu sözleri 2006 Full Frame Festivaline ve belgesel dünyasına damgasını vuracaktı.
Yine kapanışta ödül alan başka bir çarpıcı film de 11 Eylül'den sonra yapılan ilk şeyin derhal hava sahasını sivil uçuşlara kapatmak olduğunu protesto etmek için yapılan "Savaş Bölgesinde Gülümsemek" (Smiling in a War Zone) idi. Genç bir Danimarkalı kadın pilot uçurtma gibi küçücük uçağıyla, bütün engelleri yılmadan aşarak, Kopenhag'dan Kabil'e, en büyük düşü bir gün uçmak olan bir Afgan kızını uçurmaya gidişini, ayni zamanda sevgilisi olan kameramanıyla birlikte belgelemişti. Küçük uçağıyla Türkiye'de de durmuş, Konya'daki hava üssüne misafir olmuştu.